
TÜRKLERİN ORTASYADAN GÖÇ SEBEBİ:
Türkler anavatanları olan Orta Asya’da büyük devletler
kurmuşlar,kültürel, sosyal ve siyasal bazı sonuçlara
ulaşmışlardır. Özellikle siyasal yapılanma bakımından dünyanın en büyük
devletlerini, imparatorluklarını (Büyük Hun İmparatorluğu ve Göktürk
Devleti)kurduklarını biliyoruz. Orta Asya’nın “Anayurt” olarak değerlendirilmesi
her ne kadar bugün bazı tarihçiler tarafından benimsenmese de, genel ekseriyet
bu fikri kabul eder. Zaten tarihi olaylar ve gerçekler de bunun doğru olduğunu teyid
eder. Çünkü bugün anadoluda yaşayan boy ve oymakların, aşiret ve grupların
tarihsel izlerini aradıklarında karşılarına çıkacak yer “ortaasya”dır.
Orta Asya’da Türklerin yaşadıkları bölge Altay dağlarından Çin seddine;
Baykal gölünün kuzeyinden Tibet yaylasına kadar olan yerlerdir. Türkler
yüzyıllarca burada yaşamışlar, burada çeşitli devletler ve imparatorluklar
kurmuşlar, kültürel çalışmalar yapmışlardır. Bir bakıma Türklerin
dünyayı ve evreni ilk yorumlamaya çalıştıkları ve dünyaya ilk baktıkları
yerdir Orta Asya.
Orta Asya’da böylesine devletler ve imparatorluklar
kurarak başarılar elde etmiş olan Türkler, daha sonra çeşitli siyasi,
iktisadi, sosyal ve kültürel sebeplerden dolayı zayıflamışlar,
düşmanlarına ve dış güçlere karşı olan üstünlüklerini yitirmeye
başlamışlardır.Devlet içinde kardeş kavgaları başlamış, iç buna-
lımlar gün geçtikçe artmaya yüz tutmuştur. Bütün bunların tabii
neticesi olarak da Türkler yekpare yaşama biçimini yavaş yavaş
kaybetmeye başlamışlardır. Zaten tarih boyunca ortada bir gerçektir ki,
Türkler ne zaman kendi iç kavgalarına başlamışlar işte o zaman bozulmaya,
dağılmaya, zayıflamaya yüz tutmuşlardır. Ki bize göre bu alışkanlık hala da
devam etmektedir. Ne zaman ki inandıkları değerlere karşı olan mesuliyetleri
ve samimiyetleri ikinci planda kalmıştır, işte o zaman ferdi ve nefsi gaye
ve değerler ön plana çıkmış ve topluluk olarak gerilemeye, başkalarının
egemenliğine girmeye başlamışlardır.
Orta Asya’da birlik ve beraberliklerini yitiren Türkler, iktisadi
yönden de pek iyi değillerdi. Orta Asya’nın Bozkır iklimi,
coğrafi durumun müsait olmaması, iklimin sıcak ve kurak
olması da Türkleri rahatsız eden, onları yeni arayışlara ve hal
çareleri bulmaya sevkeden amiller olarak zikredilmektedir.
Nitekim Kafesoğlu’nun da belirttiği gibi tarihi kayıtlarda Türk
göçlerinin de iktisadi sıkıntı, yani Türk anayurt topraklarının
geçim bakımından yetersiz kalması dolayısıyla olduğu bir
gerçektir. Büyük ölçüde kuraklık, nüfus kalabalıklığı ve otlak
darlığı Türkleri göçe mecbur etmiştir.
İçinde bulundukları siyasi ve iktisadi durumun bu zorluklarını
gözönünde bulunduran Türkler, kendilerine daha iyi ve daha
uygun yerler aramak gayesiyle anavatanlarından bir bir
ayrılmaya başladılar. Türklerin bır kısmı Hazar denizinin kuzeyinden
Avrupa’ya doğru, diğer bir kısmı da Hazar denizinin güneyinden İran ve
İran üzerinden de Anadolu’ya doğru göç ettiler.
Oğuz göçleri, hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış hem de çok
önemli tarihi sonuçlar vermiştir. Bu göçleri, vatan kurma maksadını güden
fütuhat karakterize eder. Türk göçlerini belirli gayelerden yoksun ve sonu
birer meçhul birer macera hareketi olmaktan kurtarıp başarılı şekilde
hedefine ulaştıran başlıca sebep de hemen bütün göçlerin Türk hükümdar
ailesi mensupları tarafından büyük bir disiplin içinde sevk ve idare edilmesidir.
Anadolu’ya doğru olan bu göçlerin, Anadolu içlerine ilk
olarak ne zaman başladığı hususunda değişik görüşler
mevcuttur. Ama genel olarak X. yüzyılın ilk yarısı olarak
kabul edilir.
KAYNAK:www:et-ee.facebook.com ‘dan kısaltılarak alınmıştır.